AKP’nin seçim oyunu bitmedi

AKP’nin çirkefliği bir kez daha en bayağı haliyle görünür olmuştur. Ama hala daha tartışma zemini seçim olmaktadır. İşçi ve emekçilere çözüm adresi olarak hala daha sandıklar işaret edilmektedir. Çürümüş düzen ve devlet gerçeği AKP tarafından bir kez daha tüm açıklığıyla gösterilmişken, işçi ve emekçilerde hâlâ daha adil bir seçim sisteminin olabilirliği yanılgısı yaratılmak istenmektedir. Ancak iktidar aygıtını elinde tutanların yapabileceği keyfiliklerin neler olabileceğini 7 Haziran, referandum ve son olarak 31 Mart seçimleri tüm açıklığıyla sergilemiştir.

Seçim sonrasında başta İstanbul ve Ankara olmak üzere pek çok yerde AKP, seçim sonuçlarına itiraz etti. Özellikle İstanbul’da oyları tekrar tekrar saydırdı. Aynı şekilde MHP de HDP’nin kazandığı Kars ve Iğdır’da seçimlere itiraz etti. Seçimlerin öncesinde en demokratik seçimlerin Türkiye’de yapıldığını, seçimlere asla gölge düşürülemeyeceğini iddia edenlerin bu yaptıkları, sadece kendi tutarsızlıklarını daha görünür kılıyor. Bu, aynı zamanda mevcut düzende seçimlerin güç sahipleri tarafından nasıl kullanıldığının da çarpıcı bir örneğidir.

Saymakla sonucu değiştiremeyen AKP’nin İstanbul seçimlerini tekrarlamak için başvurması şaşırtıcı değil elbette. Zira Tayyip Erdoğan, 7 Haziran 2015 seçimlerini de yok saymış, arkasından yeni bir seçim yaptırmıştı.

Bu düzende seçimlerin demokratik olmasını beklemek zaten saflık olur. Ancak seçim sistemini anti demokratik zemine oturtan, her türlü hile ve algı operasyonuyla seçimleri lehlerine çevirmeye çalışanların bundan şikâyet etmeleri sadece trajikomik bir durumdur. Son olarak Büyükçekmece’de polisler seferber edilmiş, kapı kapı seçmen kontrolü yapılmaktadır. Ayrıca kimi sandık görevlileri hakkında da soruşturmalar açılmaktadır.

Oysa seçimlerden önce şimdi şikayet konusu yaptıklarına, AKP’nin herhangi bir itirazı söz konusu değildir. Günlerdir milyonlarca insan AKP’nin itirazlarını duymakta, defalarca yenilenen sayımları izlemektedir. Bu seçim düzeneğini onlar kurmuşlar ancak istediklerini elde edemeyince şikayetçi olmuşlardır. Seçim sistemi elbette adil değildir. Fakat iktidar sahipleri kazanmak için kurdukları sisteme rağmen kazanamamış olmanın verdiği hırsla kaybetmenin intikamını almaktadırlar.

İstanbul’da Ekrem İmamoğlu ile Binali Yıldırım arasındaki oy farkını dillendirenler, kendi kazandıkları yerlerdeki oy farkının çok daha az olduğunu çok iyi biliyorlar şüphesiz. Onlar bu tür yerlerde zafer nidaları atarken, çeşitli il ve ilçelerde kazanan muhaliflere mazbataları bile verilmiyor.

YSK’sı, AA’sı, yandaş medyası ile Erdoğan ve Bahçeli’nin Cumhur İttifakı; Türkiye’de gelmiş geçmiş en tartışmalı seçimlerden birine imza atmıştır. Öyle ki kendilerine muhalefet edenlere karşı propagandalarında hiçbir ölçü tanımıyorlar. Yeni Şafak gazetesi yazarı İbrahim Karagül, 2 Nisan’daki sosyal medya paylaşımında İstanbul’da seçimlerin yeniden yapılmasını önerirken, “Çünkü: 31 Mart’ta Türkiye’ye, seçimler üzerinden, açık bir darbe yapıldı. Bu, seçim hilesi ve yolsuzluk değil, çokuluslu müdahaledir. Operasyon FETÖ ve kripto PKK’liler üzerinden yürütüldü. Ama arkasındaki akıl, 15 Temmuz aklıdır” dedi. Star gazetesi, 3 Nisan’da “Sandıkta darbeyi kim örgütledi” manşeti attı.

Bundan önceki seçimlerde muhalefetin yaptığı itirazları sürekli reddeden YSK, bu kez farklı davrandı. 2014’teki yerel seçimlerde Mansur Yavaş’ın Ankara’yı 32 bin oy farkla kaybetmesi üzerine CHP oyların yeniden sayılmasını talep etmiş, YSK ise “somut delil ve yeterli gerekçe yok” diyerek bunu reddetmişti. Ankara’da 140 bin geçersiz oy varken oyların yeniden sayılmasını kabul etmeyen YSK, bu kez oyların sayılmasına karar verdi. Aynı YSK 16 Nisan referandumunda verdiği kararla da mühürsüz oyları geçerli saymıştı. YSK vasıtasıyla en büyük haksızlıklardan biri ise HDP’ye yapıldı. YSK, bu seçimlerde AKP lehine aldığı yeniden sayım kararlarını uygularken, HDP’nin benzer başvurularını geri çevirdi. AKP’nin çok az bir farkla kazandığı Muş, Malazgirt, Dargeçit, Tatvan, Viranşehir, Mersin Akdeniz, Şemdinli vb. yerlerde oyların yeniden sayılması talepleri reddedildi.

Burada sıraladığımız tutarsızlıklardan, hilelerden çok daha fazlası günlerdir konuşuluyor, yazılıyor. AKP’nin çirkefliği bir kez daha en bayağı haliyle görünür olmuştur. Ama hala daha tartışma zemini seçim olmaktadır. İşçi ve emekçilere çözüm adresi olarak hala daha sandıklar işaret edilmektedir. Çürümüş düzen ve devlet gerçeği AKP tarafından bir kez daha tüm açıklığıyla gösterilmişken, işçi ve emekçilerde hala daha adil bir seçim sisteminin olabilirliği yanılgısı yaratılmak istenmektedir. Ancak iktidar aygıtını elinde tutanların yapabileceği keyfiliklerin neler olabileceğini 7 Haziran, referandum ve son olarak 31 Mart seçimleri tüm açıklığıyla sergilemiştir.

AKP’nin iktidarını koruma hileleri şaşırtıcı değildir. Anlaşılmaz olan, tüm tarihsel deneyimlere rağmen bu sömürü düzeninde gerçek anlamda bir demokratik seçim yapılabileceğine inananlardır. Emekçileri buna inandırmaya çalışanlar ise seçim hilelerinin figüranlığını yapıyorlar yalnızca.